5 Kasım 2009 Perşembe

SEMAVİ DİNLERİN SÜMERDEKİ KÖKENİ ADLI YAZILARMA GELEN KARŞIT GÖRÜŞLERE KARŞI CEVAP

Merhabalar mağlup durumdaki hapis hayatı süren gezegenin, tünel kazarak gün ışığı görmeye çalışan masum insanları.

Bu yazıya tesadüf ettiyseniz, yazının içeriğine biraz yabancı kalacaksınız. Fakat yazıyı ilk iki yazımın bir devamı olduğunu biliyorsanız, bu yazının “Semavi Dinlerin Sümer’deki Kökeni” adlı yazılarıma gelen karşıt tezlere karşı yazılmış bir yazı olduğunu biliyorsunuz demektir.

İsterseniz fazla uzatmadan başlayalım.

Evet, yazıyı yazdık, çeşitli kaynaklardan yararlandık, görüşlerimizi savunduk, kaynaklarımızı sunduk. Tahmin ettiğim gibide hep aynı tarzda karşıt görüş geldi. Önceki yazılarımda bu görüşlerin temelinin “genel olarak semavi dinlerin tanrısı olan Allah’ın/Yehova’nın Sümerlere geçmişte bir din gönderdiği bu yüzden benzerlikler olduğu ve benzerliklerin arasındaki çeşitli farklıkların var olmasının sebebinin ise bu dinin zamanla yozlaştığı fikrine dayanmakta olduğunu” söylemiştim. 2. yazıma da yine aynı temele dayanan görüşler geldi. Anlayacağınız binanın temelini saptadık, orayı bir güzel patlatalım. Öyle bir patlatalım ki, 11 Eylül’de ikiz kulelerin temelini patlatan mühendisler bile kıskansınlar (.


“Sümerlere de Hak Dini İnmiştir” Tezi

Bu tezi açıklamaya gerek yok sanırım. Adından belli zaten. Sümerlere de peygamber inmiş, onlara da Allah ayet vs indirmiş mantığı var. Aradaki farkların, mesele Sümerlerin çok tanrılı olmasının, sebebi ise bu dinlerin yozlaşmasından dolayı olduğu savunuluyor. Yani zamanla bozulmuş, çarpıtılmış.

Tezin geçersizliğine değinmeden önce ne cevap geleceğini çok merak ettiğim bir soru var önce onu sormak istiyorum:


Tanrının Yozlaşmaya göz yumması durumu:

Semavi dinlerin tanrısı olan Allah’ın/Yehova’nın Sümerlere geçmişte bir din gönderdiği savunuluyor. Sümerlerin inançları ile Semavi dinler arasındaki çeşitli farklılıkların var olmasının sebebi ise Sümerlerin yozlaşmasına, sonradan bozulmalarına bağlanılıyor.

Soru: Tanrı sonsuz güçte olduğuna ve her dilediği gerçekleştiğine göre neden gönderdiği dinin yozlaşmasına engel olmadı?
Eğer amacı Sümerleri test etmek idiyse, o zaten her şeyi bilen bir varlık değil mi, teste neden ihtiyaç duydu?

Şimdi gelelim bu tezi geçersiz kılan etkenlere:


Satürn gezegeni ve tatil günü tutarsızlığı:


Sümerlerde Satürn gezegeni kötülüğü temsil ediyor. Bu yüzden Satürn gezegenin simgelediği Saturday (türkçede Cumartesi) günü yas günü, kötülüklere karşı dinlenme günü, hüzün günü olarak kabul görülüyor.

Bu olay yahudilerde ve müslümanlarda da var. (hristiyanlarda varmı bilemem). Fakat yahudilerde bir fark ile varlık gösteriyor bu benzerlik. Saturn gezegeni sümerlerin tersine iyiliği simgeliyor. Bu yüzden yahudilerde ismi Satürn gezegeninden gelen Saturday (cumartesi) günü iyilik, neşe, sevgi, mutluluk ile dinlenme günü olarak kabul görülüyor. Günümüzde islam aleminde ise bu Cuma günü olarak devam ediyor!

Soru: Madem Sümerlere de hak dini indi ve Sümerlerde Satürn gezegeni kötülüğü temsil ediyor, neden tanrının günümüzdeki dinlerinde Satürn gezegeni kötülüğü temsil ediyor? Tanrı neden görüş değiştirdi?

Suların kana çevrilmesi olayı!


Sümerlerde İnanna adlı bir tanrıça tecavüze uğradığı için sinirlenip suları kana çeviriyor.

Tevrat'ta ise Musa adlı peygamber, mısırlı bir firavunun Yehova ya tapınmadığı gerekçesiyle, yehova’nın kendisine verdiği güç aracılığıyla, mısırdaki suları kana çeviriyor.

Soru: Madem Sümerlere de hak dini inmiş ve madem Sümerlerdeki tanrıça İnanna aynı semavi dinlerin kitaplarında geçtiği gibi Musa’ya benzer şekilde suları kana çeviriyor, o halde bu İnanna adlı Sümer tanrıçasının bir peygamber olduğu anlamına gelir.
Fakat nedense Sümerler bu şahsiyetlere tanrı-tanrıça diyorlardı. O halde buradan Sümerlere gönderilen peygamberlerin yoldan çıktığı, yozlaştığı sonucu ortaya çıkıyor. Yani kısacası tanrının gönderdiği peygamber defolu çıkıyor. Bu nasıl mümkün olabiliyor?


Levh-i Mahfuz kitabı:


Sümerlerdeki bir anlayışa göre tanrıların istekleri gökteki yıldızlarda yazıyor.

Semavi dinlerden olan İslam’da ise tanrının bütün âlemlere ve uygarlıklara gönderdiği kuralların yazılı olduğu bir kitap var. Bu kitap Allah ile birlikte gökte yer alıyormuş.

Soru: Madem Sümerlere de hak dini inmiş ise, Sümerlerde neden Levh-i Mahfuz adında bir kitap yok. Ayrıca neden Sümerlerde tanrının/tanrıların istekleri gökte yazılı oluyor da semavi dinlerde gökte yer alan bir kitapta yazılı oluyor. Neden arada böyle bir fark var. Tanrı neden sistem değiştirdi? Tanrı neden not defteri tutmaya başladı?



Tek taraflı bakış açısı sorunu:

Sümerlerin dininin bozulduğunu, yozlaştığını, asıl dinin günümüzdeki din olduğunu savunan insanlar sanırım durumun tersini hiç düşünmediler.

Soru: Asıl orijinal dinin Sümerlerin dini olduğunu, bu dinin KASITLI OLARAK bozularak günümüze getirilmediği ne mâlüm? Doğru olan inancın günümüzdeki inanç olduğunu neye dayanarak iddia ediyorsunuz?


“SÜMERLER ÇOK ESKİ ZAMANLARDA YAŞADIĞI İÇİN ONLARDAN ALINTI YAPILAMAZ” TEZİ


Biraz uzunca değineceğim bu konuya. Elimden geldiğince akıcı ve keyifli bir üslup kullanmayı düşünüyorum. Atlanmadan ve sakince okunursa problem olmaz.

“Sümerler çok eski zamanlarda yaşadığı için onlardan alıntı yapılamaz” tezini savunan bir insanın kültür devamlılığı, devletlerin yok olmasının neyi simgelediği, toplumlar arası kültür ve geleneklerin ne şekilde birbirine geçtiği ve benzeri konularda, oldukça bilgisiz olduğu ve bu konular çerçevesi içerisinde hayal gücünü kullanamadığı sonucuna varılır.

Öncelikle Sümerlerin doğma ve yıkılma tarihinden bahsedelim.
Sümerler M.Ö. 3500’lerde varlık göstermeye başlayan bir topluluk. Bu demek değildir ki, birden bire birisi onları oraya ışınladı. 3500’lerde ortaya çıkmak demek, geniş sınırlara ulaşarak toplu halde ve yerine oturmuş bir kültür-gelene-görenek hazinesiyle bir arada yaşamaya başladıkları tarih demektir. Kısacası devlet olduğu tarih demektir.

Yıkılışı ise 2000’li yıllarda gerçekleşmiştir. Sami bir devletten olan Sargon’un Sümerlere saldırması ile Sümerler son bulmuştur. Sargon Sümer şehirlerini birleştirerek Babil olarak bildiğimiz, halkı Sümerliler ve Samilerden oluşan bir imparatorluk kurmuştur.

Kilit nokta burası. “Ahanda Sümerler yıkıldı, ahanda artık onlardan alıntı yapamazlar, ahanda onlar teee 2200’lerde son buldu” şeklinde bir anlayış var.

Şimdi bu yanlış anlayışı bir düzeltmek lazım. Bir devletin yıkılması demek kültürünün, gelenek ve göreneklerinin yok olduğu, tarihten silindiği anlamına gelmez. Çünkü o bölgedeki halk farklı bir devlet ya da imparatorluk altında yaşamaya devam eder. Halk ile birlikte o halkın kültürü de yaşar. O halkın arasına gelen diğer devletin halkı ile aralarında kültür bağı-kültür alışverişi olur. Kimi şeyler değişir kimi şeyler değişmez. Ama sonuçta kültür devam eder, yok olmaz!

Tarihin bize sunduğu bilgiler ışığında geçmişe baktığımızda Sümerleri ele geçiren Akadlıların, Babil imparatorluğu adı altında Sümerliler ile yaşadıklarını görürüz. Aralarında bir kültür alışverişi var. İllaki 2 toplumdan biri etkilenecek. Ve etkilenen toplum Sümerler değil, akadlılar oluyor. Sümer kökenli halk, Babil imparatorluğunun sonlarına doğru silinmeye başlasa da Babillileri oldukça iyi etkilemeleri sonucu kültürleri, yazıları, gelenek ve görenekleri devam ediyor.

Zaten Babilliler, Sümerlilerden öyle bir etkilenmişler ki yazısı, tanrıları, yasaları, sanatları vs hep Sümer kökenlidir. Ufak tefek değişim geçirmiş olabilirler. Farklı tanrılar ön plana çıkmış olabilir, yasalar hafiflemiş y ada ağırlaşmış olabilir. Fakat sonuçta kültür ve inanç aynı kalmıştır.

Peki bu nereye kadar sürüyor?

Bu durum, yani Babil aracılığı ile Sümerlerin her türlü efsanesinin, hikâyesinin, geleneğinin, göreneğinin en önemlisi de inançlarının ve tanrılarının devamlılığı RESMİ OLARAK en az İ.Ö 300’lere kadar devam ediyor. Günümüzde ise tanrı ve tanrıçalar insanların pek haberi olmadan melek, cin, şeytan sıfatlarıyla semavi dinlerde yer almaktalar. Yani hayla devam ettikleri söylenebilir. Fakat çok büyük değişimler ile. Kısacası onlar ölmedi kalbimizde (. Az sonra değineceğim nasıl yer aldığına.

Gelelim can alıcı noktaya!
Araplar etkilendi mi, etkilendiyse ne zaman kadar bu etki sürdü?

Arapların etkilenmemesi imkânsız. Özellikle İslam öncesi panteondaki tanrıların/tanrıçaların Sümer ve Mısır kaynaklı olduğunu anlamak zor değil:

Örneğin El-Lât Sümer tanrıçası İnanna’ya karşılık gelmekte.
Aynı şekilde el Uzza’da yine İnanna’ya karşılık gelmekte.
İnanna dediğimiz bu tanrıça bırakın Arapları ta Tunus yarımadasına, romaya, yunana hatta ve hatta Hıristiyanlığın içine giriyor.

Nasıl mı?
Farklı toplumlardaki birçok tanrıça aslında İnanna’ın bir yansımasıdır. Fakat isim değişikliği geçiriyorlar. Mesela Akadlılar inanna’yı İştar şeklinde telaffuz ediyor fakat Ashtart şeklinde yazıyorlar. Ashtart kelimesi diğer toplumlara geçerken Astarte şeklinde geçiyor. Bu ve benzeri şekillerde iyice evrimleşiyor ve Roma’ya kadar gidiyor. Sonra Hıristiyanlık çıkıyor ve Astarte adlı bu tanrıça Hıristiyanlığa Astaroth adlı düşmüş bir melek olarak giriyor.

Bakın, gördünüz mü? Mezopotamya tanrıçası yüzlerce yıl değişti ve Avrupa’ya kadar gelip Hıristiyanlığın içine girdi. (ayrıca Meryem ananın birçok niteliği, bu tanrıçadan gelmedir yine)
(Aynı tanrıçamız taa Tunus yarım adasındaki Kartaca devletinde bile yine astarte adı ile, yunanlılarda ise Afrodit olarak geçmektedir.)

Kısacası Mezopotamya’dan başlayıp Hıristiyanlığın içine kadar giren bir kültürün, Arapları etkilemediğini, Sümerlilerin inançlarından Arapların ya da Yahudilerin haberinin olamayacağını söylemek oldukça yanlış ve cahilce olur. Zaten Sümerlerden ilk etkilenen ve kültürüne Sümer kültürünü kalıcı bir şekilde koyan toplum Araplar, daha doğrusu Samilerdir.

Şimdi geldik bu konuda en önemli detaya!
Yahudiler !!
Yahudileri atlamamak gerek!
Çünkü bu işte çok büyük payları var, çünkü Sümer kültürünün Araplara geçmesi Yahudilerin aracılığı ile oluyor denilebilir. Kendileri zaten M.Ö 2000 civarlarında doğup, M.Ö. 1000’lerde YEHUDA KRALLIĞINI KURDULAR. Krallıktan bahsediyoruz burada. Bu bilgi, kültür, gelenek, görenek, bilim, ilim kısacası her şey demektir. Bu krallığın Babil devleti ile yaptığı ticaret, anlaşmalar vs Sümer kültürünün ne derecede yayılmasına olanak sağlar söylemeye gerek yok sanırım.

Bunun yanı sıra en ama en büyük etki Babil devletinin Yehuda Krallığını İşgal etmesi, yıkması ve oradaki bilim adamları ve sanatkârları alıp Babil’e götürmesidir. Bu bilim adamları ve sanatkârlar orada öğrendiği Sümerden kalıp Babilde gelişme gösteren Sümer kültürünü, sanatını, bilgisini, Babil imparatorluğu yıkıldıktan sonra oradan kaçarak bir güzel iyice yaymışlar ve Yahudi toplumuna aktarmışlardır. Oradan Araplara iyice Sümer kültürü aşılanmış, İslam öncesi Arap kültürünün zemini oluşmuştur.

Artık bu kadar yazılandan ve açıklamadan sonra kimse çıkıp ta “yahu Sümerler m.ö 2000’lerde yıkıldılar, Arapların nerden haberi olsun, tabletleri çıkarıp geri gömecek halleri yok ya” gibi saçma cümleler de bulunmaz diye umut ediyorum.


“KAYNAĞINIZ NEDİR, KANITINIZ NEDİR?” SORUSU

İlk yazıya karşı böyle bir soru sorulmuştu. Kaynağınız nedir diye. Göstermiştim kaynağı. Fakat insanların forum sitelerindeki başlıkların altındaki uzun yorumları okumamak gibi bir alışkanlıkları var. Haliyle oradaki belirttiğim kaynağı göremediler. Yeniden belirtelim efendim.

Yazımdaki Sümerlerle ilgili bilgilerin/hikayelerin/yazılanların kaynağı için:
- Muazzez İlmiye Çığ - Kur'an, İncil ve Tevrat'ın Sümer'deki Kökeni.


(Ayrıca bu kitapta kanıt olarak Sümerlerle ilgili anlatılan hikâyelerin/bilgilerin yazdığı tabletlerin resimleri de bulunmaktadır !)

Siz şimdi Muazzez İlmiye Çığ nerden biliyormuş diyeceksiniz. Muazzez İlmiye Çığ Dünyaca ünlü Türkiye’nin en büyük Sümerolog’udur efendim. 74 BİNLİK BİR TABLETTEN oluşan çivi yazılı belgeler arşivini oluşturmuştur kendisi.10 BİNLERCE TABLETİN ışığında 10’larcada kitabı vardır Sümerlere dair. Atatürk kendisinden bizzat istemiştir Sümerlerin üzerine çalışmalar yapmasını. Dünya’nın önde gelen isimlerindendir ki, kendisinden daha önceki çok büyük isimler ile çalışmıştır Sümerlerin ve tabletlerin üzerinde. Gidip biraz araştırın bunları, Samuel Noah Kramer’i araştırın. Sümerlere dair kaç bin tane tablet olduğunu, bunların tercüme edilip edilmediğini, bu tabletlerdeki bilgilerin ne zamandır deşifre edildiğini araştırın.
Şunu da belirtmeden geçmeyelim. Tabletlerin hepsi Sümerlere ait diye bir şey yok. Komşu uygarlıklar, yakın çevredeki uygarlıkların yazıtlarındaki, tabletlerindeki bilgiler, diğer tabletlerdeki bilgileri doğrulamaktalar. Yani kısacası olaylara tek taraflı da bakılmıyor.

Umarım doyurucu bir yazı olmuştur.

Ne Mutlu İlgi duyarak okuyup bir şeyler kapabildim diyene!

Saygılarımla Valzerk…

0 yorum:

Yorum Gönder