29 Temmuz 2010 Perşembe

İstihale Alanlar ve Sistemler

Sistemler, farklı ideolojilere ve anlayışlara sahip üstün bilinçler tarafından dizayn edilir ve yönetilir. Bu sistemler, üstün bilinçlere kıyasla daha düşük bilinçleri yönetmek amacıyla, düşük bilinçlerin yaşam ortamına uygulanır. Sistemleri uygulayan üstün bilinçlerin anlayışları kabataslak ikiye ayrılır. Bu anlayışlardan ilki; düşük bilinçleri yükseltmek, onları sömürmeden, haklarını kısıtlamadan çağdaş ve uygar bir anlayış ile yöneterek beraber yaşamaktır. Bu anlayışa kısaca “denge sistemi” denir. İkinci anlayış ise düşük bilinçleri ezip, onları sömürerek, enerjilerini emerek hakkı olmayan, çalıntı olan güç ile yalnız olarak yaşamaktır. Bu anlayışa ise kısaca “sömürü sistemi” denir.

Hiçbir sistem kusursuz değildir. Her sistemin içinde bir açık vardır. Sistem açıklarının olduğu alanlar, sisteminin koyduğu kurallardan ve işlerliliğinden muaftır. Bu alanlar aynı zamanda önceki bütün sistemlerin yapıtaşlarını bünyelerinde saklarlar. Bu tip alanlara verilen ad çoğunlukla “istihale alanlar” adı olmuştur.

Sömürü sisteminin iktidarda olduğu yaşam alanlarında, tesadüfî olarak istihale alanları ile karşılaşan veyahut denge sisteminin üstün bilinçleri tarafından kasıtlı olarak bu alanlar ile karşılaştırılan düşük bilinçler, içine girdikleri alanın özgünlüğünden, alanın sistemden muaf oluşundan ve alanın içerisinde bulundurduğu yapı taşlarından dolayı özgür bir biçimde düşünmeye başlarlar. Böylece özgür bir biçimde, sömürü sisteminin baskısından kurtulmuş bir şekilde düşünmeye başlayan bu bilinçler, yavaş yavaş kendi içlerinde düşüncesel olarak sistemin işlerliliğini ve sistemin ne olduğu sorgulamaya başlarlar. Zira sisteme dışarıdan bakıyorlardır artık. Fakat şu ana kadar ki bilinçsel varlıkları, o an ki var olan sisteme göre yapılandığı ve şekillendiği için, içinde bulundukları bu durum neticesinde bir teşevvüş haline girerler.

Teşevvüş halinde olan bilinç daima düşüncesel evrime açıktır. Eğer teşevvüş halinden çıkmayı başarıp, o an ki var olan sistemi tam anlamıyla çözerse, teşevvüş halini pozitif olarak geçmiş olur. Artık istihale alanında evrimleşmeye başlar. Bundan sonra önündeki yol, içindeki bulunduğu istihale alanı sayesinde keşfetmiş olduğu ve tanımaya çalıştığı denge sistemini, anlamak ve kavramaktır. Eğer bilinç, teşevvüş alanını pozitif olarak geçip denge sistemini keşfedecek kadar evrimleşememiş ise, orta dereceli hal içinde varlığını devam ettirir. Fakat yinede bu tip bilinçlerin daima keşif olasılığı mevcuttur.

Denge sistemini anlayan ve kavrayan düşük bilinçlerin önündeki sıradaki yol ise intibah aşamasıdır. Bu aşamada düşük bilinç bir karar vermek zorundadır ve kendine şu soruyu sorar: “Hangi anlayışın sistemini savunuyorum, ben hangi anlayıştayım” . Bunu cevaplayabilmesi için gereken süre, düşük bilincin karakterine, güçlülüğüne ve kararlılığına göre değişir. Eğer düşük bilinç, kendisinin denge sistemi anlayışında olduğuna karar verirse artık savunduğu anlayışın, sistemin bir savaşçısı olmuş demektir. Sıradaki adım bir tören aracılığıyla savunmuş olduğu anlayışın, üstün bilinçleri ile iletişime geçmek ve kabul edilip edilmediğini sormaktır. Kabul edildiği andan itibaren düşük bilince, sıfatı (mevkii - rütbesi) ve gücü söylenir. Artık düşük bilinç, denge anlayışına sahip yüksek bilinçlerinde desteğiyle, düşüklüğünden kurtulup yükselmeye ve savunduğu anlayış uğruna savaşmaya başlar. İşte hayat, o zaman anlam kazanır. Ve gerçek macera başlar…

Saygılarımla Valzerk

0 yorum:

Yorum Gönder